ANKARA KURUMSAL DANIŞMANLIK

Son Haberler




Devletin Hükümetin Krize Karşı Alacağı Tedbirler


Hükümetin Krize Karşı Alacağı Tedbirleri Bir Paket Halinde Açıklaması Beklenirken, Erdoğan Paketi Zaten Açıkladığını Söyledi.
Hükümetin krize karşı alacağı tedbirleri bir paket halinde açıklaması beklenirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan paketi zaten açıkladığını söyledi. Erdoğan, AK Parti’nin Kızılcahamam toplantısında yaptığı konuşmayı kastederek, “Paketi açıklamaya başladık. Kızılcahamam’da 7 madde açıkladık. Paket o.” ifadelerini kullandı.
Başbakan Erdoğan, TAİ-AIRBUS A350 Ortaklık Anlaşması’nın TUSAŞ tesislerindeki imza töreni sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Ekonomik paketin ne zaman açıklanacağı yönündeki soruya Kızılcahamam’daki konuşmasını adres gösterdi. Erdoğan, partisinin ’13. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’ndaki konuşmasında, “Hükümet niçin reform paketini açıklamıyor?” denildiğini aktarmış ve şunları söylemişti:

“İlla bunun adı ambalajlı bir paket mi olacak. Biz uygulamaya başladık bile, sen bunun farkında değilsen ben ne yapayım. ‘Geç kalındı, önemsenmedi, ihmal edildi’ gibi ithamlar son derece yersiz ve haksızdır.”

Ardından çok sağlam, çok sağlıklı bir duruş sergilediklerini ve krizin etkilerini asgari noktada tutmak için her türlü önlemi cesaretle ve kararlılıkla uygulamaya koyduklarını aktaran Başbakan, tedbir paketini kendi ifadesiyle şöyle sıralamıştı:

*Merkez Bankamız piyasadaki döviz ve YTL likiditesini takip ederek gerekli enstrümanları devreye soktu. Bir, işte paket. Bunlar bunun için atılıyor.

* Yurtdışındaki varlıkları yurtiçine getirmeyi teşvik amacıyla kamuoyunda bilinen adıyla Varlık Barışı yasası mecliste kabul edildi. Cumhurbaşkanımız onadı o da yürülüğe girdi. Iki.

* Hisse senedi kazançlarında yerli yatırımcılara uygulanan stopajı sıfıra düşürdük. Üç.

* Mevduat sigortasının kapsamını genişletme ve sınırını artırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki aldık. Dört.

* İmalatçı KOBİ’ler, esnaf ve sanatkarlara yönelik 350 Milyon YTL’lik sıfır faizli kredi desteği paketi KOSGEB tarafından uygulamaya konuldu. Beş.

* Vergi borçlarının on sekiz ay süreyle yüzde 3 faizle taksitlendirilmesi imkanını getirdik. Altı.

*Bunun yanında istihdam paketini çıkardık. GAP, DAP ve KOP’la ekonomiye önemli canlılık sağladık.

*İşte bunlar paketin uygulamaya konulması. İlla bunu ambalajlayıp bir paket diye mi sunacaktık. Biz bunu bir takvim içinde uygulamaya koyuyoruz. Ve bunun arkası da gelecek. (CİHAN)

(Cihan Haber Ajansı) 04.12.2008 16:11 [










Esnaf Sanatkara imalatcılara sıfır faizli KOSGEB kredisi


Esnaf Sanatkara imalatcılara sıfır faizli KOSGEB kredisi

DİKKAT BİZİM BU KREDİ DANIŞMANLIĞI İLE İLGİMİZ YOKTUR LÜTFEN BİZİ ARAMAYINIZ LÜTFEN TELEFON ETMEYİNİZ KOSGEBİN Telefonlarını Bilmiyoruz Zorunlu olarak yapmış olduğumuz bu açıklamadan dolayı özür dileriz ancak günde 100 den fazla telefon geliyor ve artık cidden rahatsız oluyoruz Lütfen bizi aramayınız.

VATANDAŞIN BİLGİSİNE ÇOK ÖNEMLİ BİR HABER İNŞALLAH SİZLERDE BU SIKINTILI GÜNLERİNİZDE CANSUYU KREDİSİNDEN YARARLANABİLİRSİNİZ Allah yardımcınız olsun

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nda düzenlendiği basın toplantısında, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’nın (KOSGEB), imalatçı esnaf ve sanatkarlarla KOBİ’lere yönelik başlattığı destek kredi paketini açıkladı.
50 milyon YTL’lik kaynakla 350 milyon YTL’lik kredi hacminin yaratıldığını belirten Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan şunları söyledi;
KOSGEB’in 2008 yılı bütçesindeki kalemlerden yapılan aktarmalar ve kredi programlarının bakiyeleriyle oluşturulan 50 milyon YTL’lik kaynakla, “imalatçı esnaf ve sanatkarımızla KOBİ’lerimize yine “0″ faizli, İstihdam Endeksli Cansuyu Kredisi Desteği” programı başlatıyoruz. 50 milyon YTL’lik kaynakla ulaşılacak kredi hacmi 350 milyon YTL’dir.
Bu programda, İmalatçı Esnaf ve Sanatkar ile 2008 yılı Ekim ayı itibariyle çalışan sayısı 9′a kadar olan Mikro Ölçekli KOBİ’lere 25.000 YTL kredi kullandırılacaktır.
İmalatçı Kadın Esnaf ve Sanatkarlarımıza 30.000 YTL kredi kullandıracaktır.
KOBİ’lerde ise 2008 yılı Ekim ayı itibariyle 9′un üzerinde çalışanı olanlara, bu sayının üzerindeki çalışan başına 2.000 YTL artı kredi sağlanacaktır.
Çalışan başına artı 2.000 YTL, 25.000 YTL’lik limitin üzerine eklenecektir.
Böylelikle, örneğin 35 çalışanı olan bir KOBİ, 9′a kadar ki çalışanı için 25.000 YTL alacak, artı 26 çalışanı için de 52.000 YTL olmak üzere toplam 77.000 YTL kullanabilecektir.
KOBİ’lere sağlanacak can suyu desteğinin üst limiti ise 100.000 YTL olacaktır.
Bu programda kredi kullanacak olan esnaf ve sanatkarlar ile KOBİ’lerimiz, krediyi, ilk 3 ayı ödemesiz kalanı aylık eşit taksitler halinde üzere toplam 12 ayda ödeyecektir. Yani kredinin vadesi bir yıldır.
Program kredisinin %20’si Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde, %20’si Diğer Kalkınmada Öncelikli Yörelerde ve %60′ı da Normal Yöre ve Gelişmiş Yörelerde bulunan esnaf ve sanatkârlar ile KOBİ’lere kullandırılacaktır.

Başvurulara göre, bölgeler arasında limit kaydırmaları yapılabilecektir.
10.000′e yakın İmalatçı Esnaf ve Sanatkar ile KOBİ?nin yararlandırılması planlanan programda, kredi kullanımı 350 milyon YTL’lik kaynakla sınırlı olacak olacaktır.
Bu programdan yararlanmak isteyen İmalatçı Esnaf ve Sanatkar ile KOBİ?lerimizin kredi talepleri, başvuru sırasına göre değerlendirileceği için iletişim bilgileri www.kosgeb.gov.tr adresinde yer alan KOSGEB Merkez Müdürlükleri ile irtibata geçilmesi ve başvuruların ivedilikle yapılması faydalı olacaktır.
Kredi destek başvuruları, 26 Kasım 2008 Çarşamba günü mesai saati başlangıcı itibariyle, Ziraat Bankası, Garanti Bankası, Yapı Kredi Bankası, Vakıfbank, Şekerbank, TEB ve Fortisbank şubelerinden birine yapılabilecektir.
İmalatcı Esnaf Sanatkarlar ve KOBİ lere sıfır faizli Cansuyu Kredisi Desteği
Kaynak : kosgeb.gov.tr




AB fonları yurt dışı fonları


Girdikleri piyasaları kurutup çıkıyorlar
Girdikleri piyasalarda manipülasyon yaparak dalgalanmalara ve krizlere yol açan hedge fonlara artık ülkeler şüpheyle yaklaşıyor. Almanya Başbakan Yardımcısı ve Çalışma Bakanı Franz Müntefering`in “Bunlar (hedge fonlar) çekirge sürüleri gibi hareket edip Alman sanayiini, şirketlerini ve istihdamını yiyip bitiriyorlar.” sözlerine AB`nin bir diğer ağır topu Fransa`dan da destek geldi.

GÜNÜN MANŞETLERİ
• Atatürkçü Düşünce Derneği`ne `Atatürk`e ha…
• Asker istediği silahı ihalesiz alabilecek!…
• Dev şirketlerin CEO`ları yatırıma geliyor
• Akaryakıtta güven sarsıldı, sistemi değişt…
• Atatürk`ün dublörü nasıl öldürüldü?
• Yazıcıoğlu`nun endişesi: Ya cemaatler de i…
• Yokluğum Türk varlığına armağan olsun
• Tatlıses uçağını Kraliyet ailesi aldı
• Muhbirlik, yasa üstü bir kurum!
• Urlalı mucit rüzgara karşı
• Kaçırılan gemileri SAT timi kurtaracak
• Koltuğunu kaybedecek Bakanlar
• Akdağ`dan özel hastenelere gözdağı
• Borsada makineleşme şimdilik rafa kalktı
• Erdoğan`dan `Not Düşürme` Tepkisi
• Amerika`yı batıran kurum Türkiye`nin notun…
• Esnaf Krizden Korunacak
• 1000 kilometrelik bisiklet yolu geliyor
• Operasyon sinyali mi?
• İşte kabzımal Erman (!)
• Noam Chomsky`den çarpıcı analiz
• IMF Dünya Merkez Bankası mı olacak?
• Eski devrimciden darbe itirafları
• Kanal 7`ye Alman darbesi
İLİŞKİLİ HABERLER
• Piyasalar”ın Zalim Para Babaları
• Girdikleri piyasaları kurutup çıkıyorlar
• Girdikleri piyasaları kurutup çıkıyorlar

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, “Bu hedge fonlar gelip bir şirketi alıyor, parçalara bölüyor, çalışanların yüzde 25`ini kapının önüne koyuyor sonra da elde edilen kârın yüzde 25`ini ceplerine indirip ortadan kayboluyor.” diyerek ülkesinin bu konudaki yaklaşımını ortaya koyuyor. Hollandalı siyasetçilerin değerlendirmeleri de aynı paralelde: “Onların yaptıkları tek şey çekirge sürüsü gibi bir piyasaya girip kurutup bir sonraki piyasaya geçmeleridir.” Almanya Maliye Bakanı Peer Steinbrueck`un G-7 ülkeleri ve AB`yi hedge fonların küresel mali sistem üzerinde oluşturabileceği riskleri önleyici tedbirler almaya çağırması ve bu çağrının hemen ardından Avrupa Merkez Bankası`nın hazırladığı finansal istikrar raporunda “Hedge fonlar kuş gribinden bile tehlikeli.” yorumunun yapılması, kıta Avrupa`sının bu konudaki yaklaşımını ortaya koyuyor.

Gelişmiş piyasaların bir diğer ayağını oluşturan İngiltere ve Amerika`nın ise bunun tersi bir tutum sergilemesi, kafaların karışmasına sebep oluyor. Mesela Amerikan eski Hazine Bakanı John Snow, hedge fonların tehlikeli bir oyun oynamalarına karşın finansal sistemin önemli ve vazgeçilmez parçalarından birisi olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Hedge fonlar için de çok sıkı olmamak kaydıyla daha yakın kontrol lazım.” Var olan mevcut fonların yüzde 30`unun Amerika`da kurulu olması ve birçok Amerikalı eski siyasetçinin bu fonlara danışmanlık yaptığı düşünüldüğünde bu açıklamalar biraz anlam kazanıyor. Ancak, Fortis Portföy Genel Müdürü Alp Keler, dev fonların denetime alınmasına yönelik ilk ciddi çalışmaların Amerika tarafından yürütüldüğüne işaret ediyor. Avrupa`nın ise bu konuda ağır davrandığını kaydeden Keler, çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor: “Son dönemde kurulan fonların önemli bir bölümü Avrupa merkezli fonlardan oluşuyor. Yani Amerika ağırlık merkezi olmaktan çıkıyor.”

Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Aydın`a göre ise AB`nin iki önemli sacayağı, Almanya ve Fransa`nın bu fonlara karşı önlem alınması teklifinin İngiltere ve ABD`de makes bulmamasının altında başka sebepler yatıyor. Anglo-Sakson ülkelerin sergilediği tavrın bu fonların sadece ekonomik değil, siyasi amaçlar için de kullanıldığı tezini güçlendirdiğini savunan Aydın, “Hedge fonların şeffaflıktan uzak olması, fonlarla alakalı kuşkuların artmasına sebep olmaktadır.” diyor. Aydın, tezini şu sözlerle güçlendiriyor: “Bu fonları oluşturan kaynakların menşeinin bilinmemesi, akıllara karapara kuşkusunu getiriyor. Yine bilinenin aksine fonların her zaman para kazanmak için hareket etmemesi, finans uzmanlarının kafasında soru işaretleri oluşturuyor. Bazı analizcilere göre bu fonlar gizli servisler tarafından idare edilmekte ve örtülü bir ekonomik savaşın aracı olarak kullanılmaktadır.” Polis Akademisi öğretim üyesi, bu konuda çok çarpıcı bir tespitte bulunuyor: “Amerikan Merkezi Haberalma Örgütü(CIA)`nün yasal olarak faaliyet gösteren çok sayıda şirketi var. Bunların bir bölümü yatırım danışmanlığı ve fon yönetimi konusunda hizmet veriyor. Bu durumda akla kaçınılmaz olarak şu soru geliyor; acaba bazı hedge fonlar çeşitli ülkelere karşı ekonomik bir silah olarak kullanılmakta mıdır?”

Halen görevde olan bir istihbarat görevlisine göre Aydın`ın dile getirdiği tezin ayakları oldukça sağlam. Eski CIA Başkanı ve Amerikan Başkanı George Bush`un Carlyle Group olarak bilinen bir yatırım fonuna danışmanlık yaptığına işaret eden istihbarat görevlisi, yine eski CIA Başkanı James Woolsey ile Henry Kissinger`ın da hedge fonların yönetiminde görev aldığına dikkat çekiyor. Soğuk savaş sonrası dönemde ekonomik operasyonların ağırlık kazandığını anlatan deneyimli istihbaratçı bu konuda ilginç bir örnek veriyor: “Gazeteci Michael Gordon ve emekli Korgeneral Bernard Trainor tarafından kaleme alınan Kobra II isimli kitapta ilginç bir bölüm var. Tezkerenin reddedilmesi ABD Başkanı George Bush ve ekibini öfkelendirir. En sert tepkiyi ise Dick Cheney`nin asistanı Scooter Libby verir ve `Milyarlarca dolarlık Amerikan yardımını bir kenara itiyorlar. Piyasalara söyleyin Türklerin işini bitirsinler.` der. Yani piyasalar aslında kontrol altındadır ve yeri geldiği zaman ölümcül bir silah olarak kullanılabilmektedir. Bu silahın mermileri ise işte bu büyük fonlardır. Ekonomideki fay kırıklarını tetikleyerek deprem meydana getirmek isteyen gelişmiş ülkeler, yeri geldiği zaman bu fonlar vasıtasıyla hasım veya dost ülkelerin ekonomilerini yerle bir edebilirler.”

Tasfiye etmek kolay değil

Hedge fonlar, küresel finansal sistemin zaaflarından faydalanmayı hayal eden bir grup yatırım uzmanı tarafından piyasaya sunuldular. Ancak zamanla o kadar güçlü hale geldiler ki bunların ortaya çıkmasına vesile olan piyasalar için giderek tehlike arz etmeye başladılar. Bir`Frankeştayn` haline gelen fonları denetim altına almaya hazırlanan piyasaların büyük aktörleri için durum pek iç açıcı görünmüyor. Zira artık öyle bir noktaya gelindi ki piyasalar artık onlar olmadan kendi ayakları üzerinde duramaz hale geldi. Bugün hedge fonların faaliyetinden rahatsız olanların da kabul ettiği gibi yeni finansal sistemin en önemli aktörlerinden birisi haline gelen bu fonların yapısal sorunlar çözülmeden tasfiyesi ise şimdilik pek mümkün görünmüyor.

-BİTTİ-

Mortgage batıklarını gıdayla oynayarak telafi ediyorlar

Toplam büyüklüğü 2,1 trilyon dolara ulaşan hedge fonların son dönemde tarım ürünlerine yönelmesi, devletleri özellikle de gelişmekte olan ülkeleri ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya getirdi. Ekvador`dan Japonya`ya, Fransa`dan İtalya`ya kadar birçok ülkede protestolara sebep olan, son olarak Haiti`de bir pazar yerinin yağmalanması ile dünya gündemine oturan küresel gıda fiyatları, Gıda ve Tarım Örgütü`ne (FAO) göre son bir yılda yüzde 57 arttı. Bu fonlar o denli güçlü hamleler yapıyor ki, çok değil, bundan birkaç ay öncesine kadar tonu 300 dolar civarında olan pirincin uluslararası piyasalardaki fiyatı bir anda 1.000 dolara ulaştı. Arbitraj geliri ve spekülasyona dayalı yatırım geleneğine sahip olan hedge fonların, ABD`deki mortgage krizinden uğradıkları kayıpları telafi etmek için mısır, buğday, soya fasulyesi, pirinç gibi emtiaların vadeli kontratlarına saldırması, fiyatların tırmanmasına yol açtı. Doların bir yılı aşkın süredir Euro karşısında yaşadığı sert düşüşler, en güvenli yatırım aracı olarak bilinen ABD hazine tahvillerinin getiri cazibesini kaybetmesi ve hem Amerika hem de Avrupa`da düşüşe geçen faiz oranları, hedge fonların tarımsal emtiaya yönelmesinin en büyük sebebi. ABD Merkez Bankası`nın (FED) faizlerini yüzde 5,25`lerden kısa bir süre içinde yüzde 2,50`ye kadar çekmesi ise gıda fiyatlarının pimini çeken asıl etken oldu.

Ancak bu kez işin ucu evine ekmek götürmekte zorlanan sıradan vatandaşa dokundu. Çünkü yatırım fonlarının aşırı talebi ile Chicago Emtia Borsası(CBOT) gibi vadeli işlemler piyasasında oluşan yüksek fiyatlar, ülkelerin ticaret borsaları için de referans fiyat olarak alınıyor. Batılı hedge foncunun Amerika`daki mortgage krizinden aldığı yarayı emtia üzerinden kapatmaya çalışması, tüketicinin sofrasını da etkiliyor. Fiyatlardaki yükseliş ise hükümetleri zor duruma düşürüyor. Son olarak BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon`un küresel gıda krizi sorununun çözülememesi halinde açlık, kötü beslenme ve sosyal ayaklanma riskiyle karşılaşılabileceği uyarısı, devletlerin karşı karşıya olduğu tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. Benzer bir uyarı Uluslararası Para Fonu(IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn tarafında da yapılmıştı. Strauss-Kahn, dünyada yükselen gıda fiyatlarının, hükümetlerin yıkılması ve hatta savaşların patlak vermesi gibi korkunç sonuçları olabileceği uyarısında bulunmuştu. Fiyatlarda yaşanan anormal artışlar sebebiyle 37 ülkede yüz binlerce insan sokaklara döküldü, göstericiler güvenlik görevlileriyle çatıştı. Sadece Kamerun`da son 3 ayda 40 gösterici hayatını kaybetti.

Küresel dalga, fonları da vurdu

Hedge fon piyasasındaki en önemli kayıplardan birisi Long Term Capital Management`in (LTCM) Ağustos 1998`de iflas etmesi oldu. John Meriwether ve Nobel ödüllü ekonomistler Myron Scholes ile Robert Merton`un da dâhil olduğu bir grup tarafından yönetilen bu büyük fon, risklere karşı hazırlıksız yakalanıp iflas ettiğinde büyük bir şok yaşandı. Long Term Capital Management`in iflası, piyasalarda şeffaflığın artırılması, risk yönetimine daha fazla önem verilmesi ve daha iyi uygulamaların oluşturulması konularını gündeme getirdi. Hedge fonlardan daha fazla bilgi istenilmeye ve kredi imkânları daraltılmaya başlandı. 22 milyar dolar aktif büyüklüğe sahip `Tiger Fonu`nun Japon Yeni`nin dolara karşı yükselişinden, daha sonra da teknoloji hisselerindeki hızlı yükselişten olumsuz etkilenerek 2000 yılında kapanması bir diğer şoke edici haberdi. Fonlar açısından en büyük kayıpların yaşandığı bir diğer dönem ise 2007 oldu. Dünya piyasalarını allak bullak eden mortgage krizinden ciddi yara alan birçok fon, iflas bayrağını çekti.

LÜTFEN DİKKAT : ŞİRKET BİRLEŞMELERİ YABANCI ŞİREKTLERLE ORTAKLIKLAR VEYA YURT İÇİ VEYA YURT DIŞI KREDİ İŞLEMLERİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ YAPMIYORUZ LÜTFEN NEREDEN BULURUZ KİMDEN YARDIM ALIRIZ BU KONUDA SORU SORMAYINIZ BİZLERDE BİLMİYORUZ VE BİRÇOK ŞİRKETİ DOLANDIRAN SİZE KREDİ BULUCAM DİYE FİRMALARI DOLANDIRAN ÜÇ KAĞITÇI DOLANDIRICILARA ALETTE OLMAK İSTEMİYORUZ . BASINDAN HABERLERİ AKTARDIK SADECE OKADAR




organik en son haberler


İŞTE TÜBİTAK’IN SİTESİNDE YER ALAN ÇARPICI SONUÇ
kaynak : samanyoluhaber.com
‘Organik Gıda’ efsanesi balon mu?
TÜBİTAK’ın internet sitesinde yayımlanan bir araştırmaya göre, ”En iyisi organik” iddiasını ispatlayan bir veri bulunmuyor.

TÜBİTAK’ın sitesinde yayımlanan bir araştırmaya göre, ilaç ve kimyasallarla yetiştirilen gıdalara göre daha sağlıklı olduğu düşüncesiyle üç kat fazla para ödenen organik gıdaların, diğer gıdalardan üstünlüğünü ispatlayan bir veri bulunamadı.

TÜBİTAK’ın internet sitesinde yayımlanan bir araştırmaya göre, “En iyisi organik” iddiasını ispatlayan bir veri bulunmuyor. Araştırmada, birçok insanın böcek ilacı ve kimyasallarla yetiştirilen gıdalara göre daha sağlıklı ve besleyici olduğu düşüncesiyle organik gıdalara, normal gıdaların üç katından fazla para ödediği anımsatıldı.

Dr. Susanne Bügel ve Kopenhag Üniversitesi İnsan Beslenmesi Bölümü’nden çalışma arkadaşlarının araştırması, “en iyisi organik gıda” bulgusunu destekleyen net bir verinin bulunmadığını gösteriyor.

Araştırmaya konu olan çalışmada, denek hayvanlar iki mevsim boyunca üç farklı metotla yetiştirilen besinlerle beslenerek mineral ve eser miktarda bulunan elementlerin seviyesi incelendi. Çalışma havuç, lahana, bezelye, elma ve patates gibi birçok ailenin alışveriş listesinde yer alan ürünleri içerdi.

NASIL ARAŞTIRDILAR?

Birinci yetiştirme yönteminde sebzeler, lahana için organikliği onaylanmış böcek ilacı haricinde böcek ilacı bulundurmayan ve düşük miktarda yapı maddesi içeren hayvan gübresinde yetiştirildi.

İkinci yetiştirme yöntemi, düşük seviyede yapı maddesi içeren hayvan gübresi ve yasalarca izin verilen oranda böcek ilacı içerirken, üçüncü yöntemde ise yüksek oranda yapı maddesi içeren gübre ve yasalarca izin verilen oranda böcek ilacı kullanıldı.

Yem olarak kullanılacak ekinlerin ise komşu alanlarda aynı ya da benzer topraklarda, aynı dönemde yetiştirilerek aynı hava koşullarına maruz kalmaları sağlandı. Tüm ekinler aynı zamanda hasat edildi ve işlendi. Organik olarak yetiştirilen sebzelerde ise organik toprak kullanıldı.

Hasat sonrası sonuçlarda temel ve eser miktarda elementler bakımından üç farklı yöntemle yetiştirilen sebze ve meyveler arasında bir farklılık olmadığı görüldü.

TEMEL ELEMENTLERDE DEĞİŞİKLİK YOK

Daha sonra organik ve geleneksel metotla yetiştirilenler ürünler iki yıl süresince hayvanlara verilerek farklı mineral ve eser miktar elementlerin giriş ve çıkışları ölçüldü. Sonuçlar, “ürünler nasıl yetiştirilirse yetiştirilsin temel elementlerin seviyesinde bir değişiklik olmadığını” gösterdi.

Dr. Bügel konuyla ilgili olarak, “Beş ekin üzerinde çalışılan organik ve geleneksel yetiştirilme metotları arasında hiçbir sistematik farklılık tespit edilmedi. Başka bir deyişle çalışma, organik gıdaların geleneksel yöntemle yetiştirilen gıdalara göre daha yüksek seviyede temel element içerdiği görüşünü desteklemiyor” dedi.

Society of Chemical Industry (Kimya Endüstrisi Derneği) Biyolojik Kaynaklar Grubu Fahri Sekreteri Dr. Alan Baylis de zararlı otları, böcekleri ve hastalıkları kontrol etmek için kullanılan modern ekin koruma kimyasallarının detaylı testlere ve sıkı düzenlemelere tabi tutulduğunu belirterek, “Doğal ve suni gübre içeren topraklar arasında kimyasal olarak bir farklılık bulunmuyor. Organik ekinler genellikle verimliliği düşürüyor, bu gıdaları karşılayabilenler için onları tüketmek bir yaşam tarzı tercihidir” diye konuştu.




memur zamları


MEMURA EK ÖDEME ORANI BELLİ OLDU
BAŞBAKAN BASIN TOPLANTISINDA AÇIKLADI

kaynak haberturk.com16.08.2008 13:29
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, en düşük memur maaşına 15 Ağustos 2008 tarihinden geçerli olmak üzere 103 YTL ilave ek ödeme yapılacağını bildirdi.
Erdoğan, Beşiktaş’taki Başbakanlık Ofisi’nde düzenlediği basın toplantısında, ”15 Ağustostan itibaren geçerli olmak üzere en düşük memur maaşına 103 YTL; memur, din görevlisi, öğretmen maaşına 112′şer YTL; astsubay çavuş maaşına 127 YTL, teğmen maaşına 132 YTL, polis memuru maaşını 161 YTL; araştırma görevlisi maaşına 171 YTL ve mühendis maaşına 264 YTL ilave ek ödeme getirildiğini” kaydetti.
Erdoğan, ”Yapılan düzenlemeyle en düşük memur maaşına yüzde 10, ortalama memur maaşına ise yüzde 8,4 oranın artış sağlanmıştır” dedi.

İşte yeni artış oranları

En düşük memur maaşına 103 YTL
Memur maaşına 112 YTL
Din görevlisi maaşına 112 YTL
Öğretmen maaşına 112 YTL
Astsubay Çavuşuna 127 YTL
Teğmen maaşına 132 YTL
Polise 161 YTL
Araştırma görevlisi maaşına 171 YTL
Mühendis maaşına 164 YTL

YILLIK ARTIŞ YÜZDE 22.7

Erdoğan, bu düzenleme çerçevesinde aylıklarda yapılacak artış tutarlarının Bakanlar Kurulu tarafından belirlendiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bu belirleme yapılırken memurlarımızın hak ettikleri yaşam düzeyine kavuşabilmelerine imkan sağlamak üzere aylık artış tutarları mümkün olduğunca yüksek tutulmuştur. Bunun ideale ulaşan bir yapı olduğunun iddiası içerisinde değiliz ama ülkemizin ekonomik şartları neye müsaade ediyorsa, bu şartları zorlamak suretiyle reel ekonomi açısından zorlamak suretiyle böyle bir düzenlemeyi yapmış bulunuyoruz. Ayrıca düşük aylık alan memurlarımızın aylıklarında daha fazla artış sağlanmıştır.”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl içindeki artışlarla, bu düzenlemede yapılan artışlar birlikte değerlendirildiğinde memur maaşlarında önemli tutarlarda artış sağlandığını vurgulayarak, aile yardımı ödeneği dahil 2007 Aralık ayında 843 YTL olan en düşük memur maaşının 2008 Ağustos ayında 1119 YTL’ye, öğretmen maaşının 1037 YTL’den 1334 YTL’ye, mühendis maaşının 1512 YTL’den 1992 YTL’ye, teğmen maaşının 1645 YTL’den 2 bin YTL’ye, araştırma görevlisi maaşının 1187 YTL’den 1553 YTL’ye ve polis memuru maaşının 1406 YTL’den 1776 YTL’ye çıktığını bildirdi.
Erdoğan, ”Böylece asgari geçim indiriminden kaynaklı artışlar hariç 2008 yılında en düşük memur maaşında yüzde 22,7, ortalama memur maaşında ise yüzde 18,5 oranında artışlar getirmiş oluyoruz” dedi.

EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, memurlara ek ödeme düzenlemesinin sonucunda, kamu personelinin kurumlar arası var olan ücret dengesizliğinin giderilmesi ve eğer eşit işe eşit ücret ilkesine uygun olarak ücret adaletinin sağlanması yönünde, önemli bir mesafe kaydedildiğini bildirdi.
Tablo üzerinde defalarca çalışıldığını, bunların kendisine sunulduğunu, bazı itirazları ile tekrar yapılan çalışmalar sonucu nihai olarak açıkladığı tablonun kendilerine sunulduğunu belirterek, ”Bu düzenleme sonucunda kamu personelinin kurumlar arası var olan ücret dengesizliğinin giderilmesi ve eğer ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesine uygun olarak ücret adaletinin sağlanması yönünde, önemli bir mesafe kaydetmiş oluyoruz. Bu düzenlemenin kamu çalışanlarımıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Başbakan Erdoğan, daha sonra basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.
”Bu yeni artışlar bütçeye ne kadar yük getirecek? Bu ek yükü nasıl karşılamayı düşünüyorsunuz?” sorusuna, Erdoğan, bütçeye getirdiği yükün 2008 ile ilgili olarak 947 milyon YTL olduğunu, bunlarla ilgili bazı bakanlıklarda döner sermaye havuzlarındaki toplanan paraları tek havuzda topladıklarını bildirdi.
Başbakan Erdoğan, ”Yapılan düzenleme ile birlikte bütçeye ek bir yük getirmeden her bakanlığın kendine ait yapmış olduğu ücretlerdeki dengelemeyi artık merkezi bir anlayışla dağıtmayı planladık ve bu şekilde bunu karşılıyoruz” dedi.
Basın mensuplarının toplantı konusu dışındaki soru taleplerine karşılık Erdoğan, ”Bu konu bizim için çok çok önemli. Onun için bu konunun dışında bir açıklama yapmak istemiyorum” diye konuştu.

KAMUDAKİ TOPLU GÖRÜŞMELER

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Hükümet ve memur sendikaları arasındaki toplu görüşmelere ilişkin” bir soru üzerine, şunları kaydetti:
”Onunla ilgili, biliyorsunuz, Murat bey o çalışmayı başlattılar. Pazartesi ikinci tur çalışmaları yapılacaktır. Ama ben bu konu ile ilgili bir şeyi üzülerek söylemek istiyorum. Malum bir sendikamızın, daha toplantı başlamış, toplantının 10. dakikasında kalkıp da bu toplantıyı terk etmesini şık bulmuyorum. Bu bir demokratik anlayış içerisinde… Yani masadan çekilmeyi doğru bulmuyorum, ki sayın bakanım bu konuyla ilgili de farklı bir hoşgörü anlayışını yine orada sergiledi… Ve kendilerini masadaki yerleri boş duruyor, tekrar geri gelirler diye, tekrar davet çağrısını yaptı.
Arkadaşlar, sokaklarda yürümekle bu tür şeyler çözülmez. Daha işin 10. dakikasında çekip gitmekle bu işi çözemezsiniz. Sokaklarda yaptığınız yürüyüşlerle vesaireyle bu şova dönüşür. Sadece buralardan ben nemalanıyorum, buralardan ben bu tür şeyleri elde ediyorum mantığı… Oturursun masada, konuşursun. Hakeza, masalarda daha bir neticeye varılmadan, ‘Efendim biz bunun da tarafı olmalıyız’… Hayır efendim, senin taraf olan diye bir şey yok. Bu kamu işvereninin yapmış olduğu bir çalışma neticesinde, ilçesindeki dengelerde çalışmasını yapmış ve bunun neticesinde de ‘ben ekstra olarak ne vereceğim?’
Biz millet adına buradayız ve bu çalışmayı yapmışız. Şu gördüğünüz tabloyu da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yapabileceği ekstra bir destek olarak kamuda çalışan memura vermişiz. Şimdi de Murat beyin yönetiminde yürüyen çalışmada da… Ne verilebilecekse bu da yapılacak ve 2009′da bununla ilgili olarak buradan gelecek olan rant oranı da belirlenecek ve bu da tabi miktar olarak daha sonra tabii memurumuza yansıyacaktır.”

”EK ÖDEME DEVAM EDECEK Mİ?”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir gazetecinin, ”Ek ödemeler periyodik olarak devam edecek mi?” sorusuna şu karşılığı verdi:
”Özellikle, bakarsanız, bazı memurlarımızın durumu çok kötüydü, ki bunlar da bazı mühendisler, mimarlar noktasında… Azami noktadaki artışı onlara da yaptık. Çünkü gerek Ulaştırma Bakanlığında, gerek Bayındırlık ve İskan Bakanlığında, gerek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında, gerek Çevre ve Orman Bakanlığında, gerek Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı… Bu noktada belli bir cazibeyi oluşturmamız lazım. Kaldı ki, bütün bu tablo bizler için ideal değil ama ülkemizin ekonomik şartladı da ancak buna müsaade ediyor. Biz burada eğer finansı iyi yönetemezsek, parayı iyi yönetemezsek, bunun faturası millete bu defa çok ağır olabilir. Milletimize de böyle bir ağır faturayı çıkarmak istemiyoruz böyle bir hakkımız da yok.”
Erdoğan, bir gazetecinin, ”Her ne kadar zam oranları çarpıcı olsa da bu yapılan zamlar enflasyon tarafından yenmeyecek mi?” sorusu üzerine, ”Merkez Bankasının açıkladığı enflasyon oranının yüzde 10 civarında bir rakam olduğunu, ancak kendilerinin açıkladığı oranın yüzde 20,4 gibi bir rakam olduğunu” söyledi.

”FARKI DA HEP ÖDEDİK, ÖDERİZ”

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
”Bu nedir? Enflasyonun üzerinde 12 civarında bir ilave, sadece bir ek ödenekte koyuyoruz. Şimdi, Murat beyin yaptığı çalışmalar ile ilgili de 2009′dan itibaren bu enflasyon gelişmeler zaten normal maaşta gözetilecek. Burada getirilen bunların tamamen dışında bir oran, dışında bir artış. Ayrıca, biliyorsunuz, bizim bir de yaptığımız zamlarda her zaman şeyimiz şudur: Yaptığımız zam, eğer enflasyonun altında kalıyorsa o zaman da aradaki farkı da biz bugüne kadar hep ödedik. Yine böyle bir şey zaten olmaz ya olacaksa veya olursa, biz bu farkı da hep ödedik, öderiz.”

TOPLU GÖRÜŞMELER

Erdoğan, bir gazetecinin, ”Hükümetin toplu görüşmelerde sunacağı bir zam oranı var mı?” sorusu üzerine, çalışmaların daha yeni başladığını anımsatarak, şöyle devam etti:
”Sendikalar düşüncelerini ortaya koyacaklar, taleplerini ortaya koyacaklar ama böyle uçuk kaçık talepler falan ve bunlar ‘evet’ diyeceğimiz şeyler değildir. Çünkü öyle taleplerde bulunuluyor ki, bu taleplerin ülke gerçekleri ile hiç alakası yok. Bu arkadaşlarıma her zaman söylüyorum, ‘Bir gün siz gelin kendinizi buraya koyun’. Bakalım buraya koyduğunuz zaman, ‘Acaba ben bu ülkeyi nasıl yönetirim?’
Bunlar hiç işveren olmamışlar. Hep orada oldukları için bilmiyorlar ki biz onlar adına da buradayız. Onlar bize vekalet vermişler, biz o vekaletle bu işi yürütüyoruz. Sonra bizim hükümetimiz, böyle kimsenin hakkı olmadığı halde, para basmak suretiyle memuruna işçisine para verme ahlaksızlığına düşen bir hükümet olmamıştır. Bunu yapamayız. Çünkü bunu ben milletin cebinden çalmak olarak görüyorum.
Biliyorsunuz bu devalüasyonları Türkiye çok yaşadı. Öyle rastgele zamlar yapıldı bu ülkede, ama ondan sonra da benim vatandaşımın alım gücü düştü. Az önce ifade edildiği duruma düşeriz. Yani sen zam yapıldı zannedersin, çarşıya pazara gidersin, 3 kilo pirinç alırken bu defa 1,5 kilo pirinç alırsın 2 kilo pirinç alırsın 1 kilo pirinç çalınmıştır. ‘Ben zam aldım ama hayret pirinç azaldı’ dersin. Yapılan artışlarla benim vatandaşımın alım gücünün ne kadar arttığını göreceksiniz. Burada artış var azalma yok.”




key ödemeleri


kaynak ensonhaber.com

Key ödemeleri
Milyonlarca hak sahibinin mağduriyeti giderilecek.
Kamu Çalışanları Hak Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Ayhan Çivi, KEY hesaplarında alacağı olmasına rağmen kimlik numarası eksik olması nedeniyle 2 milyonun üzerindeki hak sahibine ödeme yapılamadığına dikkat çekerek, bu sorunun çözülmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu ve Ziraat Bankası’nın şifre sistemi ile ilgili çalışma yaptığı, kurumların Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’ndan onay beklediğini söyledi.
Hak-Sen Genel Başkanı Ayhan Çivi, ANKA’ya yaptığı açıklamada, KEY hesaplarında alacağı gözükmesine rağmen ilgili kurumlarca Emlak Bankası’na kimlik numarası bildirilmeyen hak sahiplerine ödeme yapılmadığını ifade ederek, hak sahiplerinin itiraz etmeleri halinde sadece bu eksikliğin giderilerek ödeme yapılması için üç aylık bir sürenin geçmesi gerektiğini söyledi.

“2 MİLYONDAN FAZLA HAK SAHİBİ MAĞDUR EDİLDİ”
Bu süre içinde 2 milyonun üzerinde hak sahibinin mağdur edileceğinin altını çizen Çivi, şunları kaydetti:
“Bu sorunun kısa sürede çözülmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu’nun çalışma yaptığı, Ziraat Bankası’nın da şubelerine bu konu ile ilgili yazı gönderdiği bilgisini aldık. Buna göre, sigorta sicili ile bağlı bulundukları sigorta il müdürlüklerine başvuran her bir hak sahibi için belirlenecek tanıtım şifreleri Ziraat Bankası’na bildirilecek. Hak sahipleri kendilerine de verilecek bu şifrelerle Ziraat Bankası şubelerine başvurarak KEY’lerini alacaklar. Ancak ödemelerin yapılabilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu ve Ziraat Bankası Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’ndan onay bekliyor.”




Sponsorlar

 

Kategoriler

2